Düşükler (Abortus)

Fazla değil daha 20 yıl önce ,USG ve kanda gebelik hormonları ortada yokken ,bir gebeliğin teşhisi ancak 6 haftalık iken
konulabiliyordu. Şu anda ise testler daha adet gecikmesi olmadan ( 3- 3.5 haftalık gebelik) bile teşhis edilebiliyor. Bu kadar erken seviyelere kimyasal gebelik denmektedir, yani embryo mikroskopik seviyede olup sadece salgıladığı kimyasal madde (hormon) ile saptanabilmektedir.

İlk 6 haftada embryonun düşük yapma oranı %45’e dek varmaktadır (SANILDIĞINDAN ÇOK YÜKSEK). Ancak bebek ve kalp atışı gözlendikten sonra bu oran %15’lere düşmektedir.

Günümüzde kimyasal gebelik saptanan ama sonra düşük oluşan ve moralleri bozulan bir çok kadın 20 yıl önce yaşasalar hiçbir şeyden habersiz , mutlu bir şekilde yaşayıp, geç bir adet gördüklerini zannedeceklerdi.

Düşük oranının bu kadar çok olmasının sebebi doğadaki –deyim yerinde mi bilmiyorum ama- fabrikasyon hatasıdır. Sperm ve yumurta birleşirken kromozomlarda hatalar sıklıkla oluşur ve sakat olan gebelikler yine doğanın savunma mekanizması ile düşürülürler. Eğer bu gebelikler devam etse muhtemelen bizim uzay filmlerinde gördüğümüz hilkat garibesi yaratıklar çevrede dolanacaklardı.

Düşük mataryellerinin kromozomlarının incelendiği çalışmalarda ,kromozom anomali oranının %95 ler seviyesinde olduğu saptanmıştır. Başka bir deyişle oluşan düşüklerin %95’i sakat gebeliklerdir ve düşmeleri herkes için iyi olmuştur. Dışarıdan verilen düşük önleyici progesteron ilaçları olayı sadece geciktirir, önleyemez.

Hastalarla iyi iletişim kurulması, düşük yapan kişinin psikolojisini anlayarak durumun açıklanması önemlidir. Düşüğün doğal bir olay olduğunu ,az bir olasılıkla da olsa tekrarlayabileceğini ,ancak bu risklerin herkes için geçerli olduğunun belirtilmesi gereklidir. Meslek hayatımda düşük yapan hastalarımın durumlarını tekrar değerlendirdiğimde, o an yaşanan üzüntülerin gerçekten boş olduğunu görebiliyorum. Daha sonra elde edilen normal bir gebelik sonrasında herşey unutulmaktadır. Ama bunun o sırada hastalara anlatılması çoğu zaman çok zordur. Anne adayları genelde hatalı bir şey mi yaptım da düşük oluştu sorusu ile uğraşmakta ve suçluluk duymaktadırlar. Çoğu bütün izahlara rağmen bir sebep aramakta, gerekirse bu uğurda her türlümaddi külfete katlanmaktadırlar. Ne yazık kide bir çok merkez bu duygularını da suistimal edebilmektedir. Yapılması gereken tek şey doğru bilgilendirme, psikolojik destek ve beklemektir.

Ancak arka arkaya 2, aralıklı olarak 3 veya daha fazla 5-6 haftalık makroskopik olarak saptanmış gebeliklerde (kimyasal değil) başka araştırmalar da yapılabilir. Ancak çoğu zaman bir şey saptanamaz.

Eşlerden yapılan kromozom analizleri, TORCH infeksiyon araştırmaları, antifosfolipid sendrom denen bir hastalık için antikor araştırmaları, rahimiçi dokunun araştırmaları yapılabilir.

Ne yazık ki senelerdir arka arkaya düşük yapan (habituel abortus) hastaların tedavisinde senelerdir yeni bir gelişme olmamış ve rutin uygulamalar arasına girmemiştir.

Hamilelik öncesinde veya hemn başında düşük doz aspirin, heparin kullanımı denenebilir.

Genetik tanı yapılarak (Preimplantasyon genetik tanı-PGD=Preimplantation Genetic Diagnosis) tüp bebek başka bir seçenek olabilir.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir