İstanbul’dan bir suda doğum hikayesi…

Açılan ilk Keşkesiz Doğum Merkezimizden tamamıyla suda sonlanan bir doğum hikayesi …

Süheyla ”Ben öncelikle suda doğum istiyorum mümkünse” diye söze başlamıştı ilk tanıştığımızda. “Ama suyu sadece erken dönemde rahatlamak için değil uygun olursa bebeğimi orada elime almayı arzuluyorum.” demişti. Ve istediğini çok güzel başardı.

Keşkesiz doğumların klasik özelliği olan doğum sonrası coşku hissi hem kendisinin hem de eşinin yüzünde okunabiliyordu.

Bu tür doğumlarda doktor ve gebe arasındaki güven çok önemlidir. Süheyla ilk tanışmamızdan sonra İstanbul Doğum Akademisi’nin düzenlediği Keşkesiz Doğum programına katılarak bu yolda ne kadar ciddi olduğunu bana göstererek güvenimi en baştan kazandı. Öğretilen her şeyi uyguladı. Doğum psikoloğu ile zihinsel hazırlığını mükemmel bir şekilde yaptı.

40. haftada kendiliğinden başladı kasılmalar. Normalde Keşkesiz Doğum Ekibi’nin Serpil Ebe’si eve gider ve doğumun aktif döneminde beraber hastaneye gelirler. Ama sosyal nedenlerle aileyi biraz erken hastaneye çağırdık. Ekip hastanede zaten onu bekliyordu. Bu sefer stajyer doulalarımızdan Özra da aramızdaydı. Doğum psikoloğu olarak Neşe Karabekir’in de gelmesi ile ekip tamamlandı. Hastaneye Neşe ile birlikte vardığımızda herkes buluşmuş, cafenin karşısında sevgili Serpil Ebe ile kahkaha atarak öğle yemeği tadında sohbet ediyorlardı.

O sırada yarı yarıya silinme ve 3 cm açıklık olduğuna inanın inanmak çok zordu. Ekip son derece doğal davranarak iyi çalışıyordu. Havuz hazırlandı dolduruldu. Tüm dalgalar kurslarda öğrenildiği gibi doğru nefes ve gevşeme teknikleri ile karşılandı. Hiçbir ağrı kesici ilaç veya yönteme ihtiyaç duyulmadı. Sevgili Süheyla altı saat sonra havuzda tüm doğal doğum prensipleriyle üstelik istediği pozisyona da havuzda karar vererek harika bir doğum yaptı. Gayretini sabrını isteğini takdir etmemek imkansız.

Keşkesiz doğumlarda artık önem verdiğimiz konulardan biri de bebeğe ilk dokunanın annesi olmasıdır. Çünkü bebek ilk dokunanla da bağ kurar. Doğumda bebeğe suda ilk dokunan Süheyla oldu. Bebek sudan çıkar çıkmaz Ten Tene Temas için hemen anne göğsüne yönlendirildi. Biliyor musunuz bilmem ama kordonu da artık hemen kesmiyoruz. Çünkü içerdeki plasentada bebeğin %20 kanı bulunuyor. Erken kesersek bu kan atılıyor. Kordon kalp atımı durduktan sonra kesildi. Doğumdan sonra ufak bir kanama problemi oldu. Doğumda her an her şey olabiliyor. Zaten bütün ekibin ve tıbbi donanımın orada olması bu ters gidecek olayların önlenmesi için çok önemli. Yani keşkesiz Doğum tıbbın reddedildiği ve risklerin alındığı bir doğum değil. Ancak yaşanan bu problemler de bebeğin anneden ayrılması için bir sebep değil. Biz gerekli tıbbi müdahaleleri büyük bir hızla yaparken anne ne olduğunu anlamadı bile. Çünkü Serpil Ebe’nin de desteği ile bebeğinin göğsündeki ilk hareketlerini, memeyi bulmasını ve ilk emmeyi gerçekleştirmesini izliyordu. Çocuk hekimimiz de talebimizi geri çevirmedi ve bebeğimizin ilk muayene ve bakımlarının anne kucağında yapılmasına destek oldu.

Doğum sonrasındaki kritik saatler anne ve bebek bağlanması için çok önemlidir. Bu yüzden bebek herhangi bir sebeple anneden hiçbir zaman ayrılmadı. Tartı, kan alınması gibi her türlü işlem ailenin yanında ve annenin kucağında yapıldı.

Keşkesiz Doğuma Hazırlık ve Destek Programına katılan aileler bazen anlatılanlardan şüphe duyabiliyorlar. Bu sistemde anlatılan anne ve bebeğe saygılı doğumlara ulaşmanın çok zor olabileceğini düşünüyorlar. Ama Süheyla’nın doğumu anlatılan her şeyin uygulanabilirliğinin bir ispatı gibi sanki. Süheyla anlatılanlara inandığını ve çalışarak hayal ettiği gibi bir doğuma ulaşılabileceğini gösterdi.

Her doğum birbirine benzer gibi görünse de aslında kendi içlerinde bambaşka eşsiz mucizelerdir. Bu doğum sadece aile için değil doğum ekibi açısından da keşkesiz ve eşsiz bir doğum oldu. Ekibime çok teşekkür ediyorum ve onlarla gurur duyuyorum. Bebeğimize de ömür boyu sağlık ve şans diliyorum.

Dr. Selçuk Somer

Nisan 2014

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir