Meme kanseri ve karışan hastalıklar

-Meme kanseri kadınlarda en sık gözlenen kanserdir.

-Kadınlar 120-130 yaşına kadar yaşayabilseler her kadın meme kanseri olur denebilir. En basit anlatımla meme dokusu her ay kadınlık hormonu olan östrojenin etkisi ile değişime uğrar ve bu değişimler belli bir süre sonra normal doku gelişimini bozar ve kansere sebep olabilir.

-Gerek güzelliğin ve kadınlığın sembolü olan göğüslerde oluşması ,gerekse ağrısız şişlik olarak sinsice bu kadar sık gözükmesi (kadınlardaki en çok gözüken kanser) nedeniyle diğer kanserlerden daha çok ürkütücüdür.

-Genellikle ağrısız şişlik olarak ortaya çıkar. Ağrılı şişlikler genelde iyi huylu (selim)hastalıklardır.

-Ağrısız bir şişliği en erken kadının kendisi keşfedebilir. Bir kadın en sık 6 ayda bir doktora gidebilir. Bu süre geç olabilir. Bu nedenle bir kadının kendi göğsünü tanıyıp muayene edebilmesi esastır.

-Meme hastalıklarıyla ilgili çok kesin olan bir gerek vardır ki o da erken teşhisin (belki de diğer kanserlerden daha çok) çok önemli olduğudur. Erken teşhis sayesinde çok ciddi sonuçlanabilecek bir durumun önlendiği çok görülmüştür. Bu nedenle meme hastalıklarında kontrolü asla elden bırakmamalı, erken teşhisi düşünerek meme muayenelerini ihmal edilmemelidir.

-Meme hastalıklarıyla ilgili unutulmaması gereken önemli bir nokta da şudur: Bir şikâyetiniz olmasını beklemeden düzenli meme kontrolleri yaptırmalısınız.

-Meme ağrısı, memede ele gelen kitle ya da oluşumlar, akıntılar, kızarıklıklar memede rastlanan şikâyetlerdir. Bu belirtilerden herhangi biri gerçekleştiğinde doktorunuza muayene olmalı ve onun bütün önerilerine uymalısınız. Bu takip tecrübeli bir genel cerrah veya jinekolog tarafından yapılmalıdır. Avrupa’da Almanya,İsviçre ve Avusturya’da meme hastalıkları sadece jinekologların uzmanlık alanında iken Türkiye’de ise teşhisi olmasa da tedavisi (özellikle kanser ameliyatlar) ağırlıklı olarak genel cerrahların denetimindedir.

-Memedeki kitlelerin hepsi tehlike habercisi değildir. Tam tersi çoğu selim ve kansere neden olmayan kitlelerdir.

-Meme Hastalıklarını başlıca iyi ve kötü huylu olarak sınıflayabilirim. Bunların ayırımı doktor tarafından yapılmalıdır. İyi huylu kitleler yazı başlığında belirtilen meme kanseri ile karışan hastalıklardır.

-İyi Huylu Kitleler(Selim)

-Fibrokistik meme hastalığı:

-En çok rastlanan iyi huylu yumrulardır, ağrıya da neden olabilir. Hatta bu durumu bir hastalık olarak kabul etmemek gerekir ve çoğu kadında rastlanır.

-Muayenede meme dokusu pütür pütür ele gelir. USG ve mamografide hem fibröz yapılar (kurumuş, sertleşmiş dokular) hem de ufak ufak birçok içi sıvı dolu kistçikler izlenebilir.

-Kansere daha yatkın değillerdir!

-Sadece başka bir sebeple kanser gelişir ise muayene, USG veya mamografi ile saptanmaları daha zordur. Gerekirse spor(mutlaka sıkı sütyen ile), bazı dietler,hafif doz hormon, prolaktin hormonu azaltıcı ilaçlar tavsiye edilebilir.

-Meme kistleri:

-Meme dokusundaki değişikliklerden bir diğeri de sert irili ufaklı kistlerdir. Bu içi solu dolu selim bir keseciktir. Şikâyet olarak memede yaygın gerginlik oluşabilir ya da ele gelebilen sertlikler hissedilebilir. Bu meme kisti ağrılıdır ve ağrılarınız adet zamanı artar. Fibrokistik meme hastalığının bir bölümü olarak da kabul edilebilir.

-Fibroadenomlar :

-40 yaş altındaki kadınlarda en sık rastlanan selim meme tümörlerinin yaklaşık yüzde 80 kadarı fibroadenomdur. . Genç kadınlarda, en sık ergenlerde görülür.

-Bu yumrular genellikle lifsi ve bez dokusundan oluşan yuvarlak, birkaç santim çapında ve lastik top kıvamında hareketli bir kitledir. Bunları kendinizi muayene ederken hissetmeniz çok kolaydır. Sınırları net olarak belirgin olan küçük, kaygan bilyeler gibidir. Ultrason, gerekirse mammografi ile tanısı konabilir, cerrahi olarak mutlaka çıkartılmaları gerekmeseler de psikolojik nedenlerle cerrahi tedavi kararı verilebilir.

-İntraduktal Papillom:

-Genellikle 40 yaş üzerinde görülen bir tümör türü de meme başının altındaki süt kanallarında oluşur. Memenin iyi huylu tümörlerinin yüzde 15’ini İntraduktal (süt kanalı içi) papillom, oluşturur. Meme başından beyaz açık yeşil veya kanlı bir akıntıya sebep olabilir. Büyüklüğü ise 1-2 milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilir.

-Cerrahi yöntem tanı ve tedavi için önerilebilir.

-Mastit:

-Özellikle emzirme sırasında memede kızarıklık, ağrı ve şişlikle birlikte bir iltihab oluşur. Buna mastit(meme iltihabı) denir. Yalnız dikkat etmeniz gereken bir şey vardır ki mastitler emzirme dışında görülmüşse önem verilmelidir.

-Yağ nekrozu:

-Bütün bunların dışında memede iyi huylu, sert yumrular bez dokusunun yerini alan veya memeye çarpmayla oluşan nedbe dokusudur (yağ nekrozu).

-Kötü Huylu Kitleler (Habis)/Yani meme kanseri

-Süt kanalları (duktal) veya süt bezlerinden (lobular) kaynaklanan kötü huylu kitleler meme kanseri diye adlandırılır. Unutmamanız gereken en önemli şey şudur: Bu kanser türünde erken teşhis çok önemlidir. Zamanında yapılan doğru tedavilerle olumlu sonuçlar alındığı çok görülmüştür.

-Ailede (özellikle annede) meme kanseri var ise kız çocuklar doku grubu tayini yaptırabilirler. BRCA1-2 (yakın zamanda diğer suşlar da tespit edilmiştir.) adı verilen bu doku grupları kan testi ile belirlenir. Bu sayede meme kanseri riski %20-30 oranında belirlenebilir. Ancak bu test pahalı ve yurtdışında değerlendirilen bir testtir (yaklaşık 1400 euro). Diğer suşlar da bakılabilirse risk oranı daha yüksek oranda belirlenebilse de test ücreti 30.000 eurolara dek çıkabilmektedir. Bu nedenle pratikte pek kullanılmamaktadır. Sonuç yüksek riskli çıktığında erken evlilik, erken mastektomi (meme alınması) vs. gibi tartışmalı bir çok konu söz konusu olacaktır.

-Yapmanız gereken şey düzenli olarak kendinizi muayene etmek, şüphelendiğiniz bir durum olduğunda doktorunuza görünmeyi ihmal etmemektir.

-Tedavi cerrahidir. Gerekirse radyoterapi ve kemoterapi de etkilidir.

-Meme koruyucu cerrahi tedavi doktorlar arasında çok tartışmalı bir seçenektir.

-Kanser tedavisini uzun uzun anlatmak yerine risk faktörleri ve tanı yöntemleri konusunda bilgi vermek sizler açısından daha ilgi çekici olduğunu düşünüyorum.

– Bu kanser türüyle ilgili başlıca risk faktörleri şunlardır:

– Ailenizde özellikle menopoz öncesi meme kanseri olması
– Doğum yapmamış olmak
– Emzirmemiş olmak
– Erken adet görmüş olmak
– Geç menopoza girmek
– Menopoz sonrası şişmanlık
– Menopozda uzun süreli hormon kullanmak (5 yıldan daha uzun)
– Sigara içmek

Tanı yöntemleri başlıca 3e ayrılır.

1. Meme muayenesi

-Teknik= Önce göğüslere karşıdan bakılarak farklı bir şekil bozukluğu(meme ucu çekilmesi vs) değerlendirilir. Daha sonra parmak uçları ile (Baş ve işaret parmağı arasına sıkıştırılarak değerlendirilmez, aksi takdirde yanlışlıkla hep şişlik ele gelir) dairevi hareketler ile meme 4 kadrana ayrılarak ayrı ayrı (sağ alt ,sağ üst,sol alt, sol üst) değerlendirilir. Gerekirse diğer el alttan memeyi sabitler. Gerekirse bu muayene (özellikle büyük göğüslülerde ) yatarak ve muayene edilen göğüs tarafındaki el enseye götürülerek tekrarlanır. Bu sayede daha alttaki kitleler muayene edilebilir. En son olarak koltuk altında bir şişlik olup olmadığına bakılmalıdır. Unutmayın burada amaç göğsünüzün normal dokusunu tanımaktır. Muayene sırasında gözünüzü kapatırsanız tüm konsentrasyonunuz parmak uçlarında olur. Önceleri size saçma ve anlamsız gelebilse de, herhangi bir farklılıkta beyninizin her türlü değişikliği nasıl fark ettiğine şaşabilirsiniz. Her meme için en az 5 dakika yeterli olacaktır.

Aşağıdaki şemalarda çok basit olarak meme muayenesi resmedilmiştir.

2.USG:

-Mammografiye yardımcı bir yöntemdir. Özellikle içi sıvı dolu kistleri solid(katı) kitlelerden ayırmada çok yardımcıdır. Genç insanlarda şüpheli kitlelerde mamografi yapmadan önce yapılır. Basit ve ucuzdur.

3.Mammografi:

-Kitlelerin iyi mi kötü huylu mu olduğunu ayırt etmede en iyi yöntemdir.

-Hiçbir şikayeti olmayan kadınlarda 40 yaş sonrası ilk mammografileri çektirmeleri önerilir. Daha sonra 1 veya 2 senede bir tekrar gereklidir.

-Ailede meme kanseri hikayesi var ise bu alt sınır 35dir.

-Daha genç yaşlarda şüpheli kitlelerde USG sonrası gerekirse yapılır.

-Radyasyon dozları artık çok düşse de yine de az da olsa radyasyon verdiklerinden çok sık veya genç yaşta yapılmaları tartışmalıdır.

Dijital mammografi

– Son yıllarda gelişen bu tip cihazların görüntüleri daha ayrıntılıdır, görüntüler üzerinde oynanabilir ve arşivleme bilgisayar ortamında olur. Bir tuz kristali kadar küçük olabilecek en erken meme kanseri bulgusu bu sayede daha kolay tanınabilir.

-Radyasyon dozu diğer klasik cihazlara göre %30-40 daha azdır.

-Memeye daha az basınç uygulandığından ve kısa sürede sonuç alındığından daha konforlu bir çekim olanağı sağlar.

-Meme sağlığı konusunda akılda kalması gereken ana noktaları şöyle sıralayabilirim. Böylelikle

MEME SAĞLINIZI KONTROL ALTINDA TUTABİLİRSİNİZ !

-20 yaşını geçmiş her bayanın düzenli bir şekilde meme muayenesi yapması gerekir. Bu yolla memenizin doğal yapısını tanırsınız ve herhangi bir değişiklik olduğunda bunu anlamanız kolaylaşır.

-Ayda bir kere en uygun zamanda (ki bu zaman adetinizden sonraki haftadır, menapozal dönemde ise her ayın aynı günlerinde) kendi kendinize ayna karşısında yapacağınız muayenelerle kitleleri çok erken dönemde yakalayabilirsiniz.

-25 yaşını geçmişseniz aylık rutin muayeneleriniz yanında her yıl meme muayenesi için bir uzmana görünmeniz, doktor gerekli görürse de ultrason tetkikine ihtiyacınız vardır.

-40 yaşını geçmişseniz (ailede meme kanseri varsa daha erken-35 yaş) yukarıda saydığımız önlemlerin yanında mammografik inceleme yaptırmanızı da önerebilirim.

-Doktorunuz teşhis sırasında birçok görüntüleme yöntemi ( mammografi, sonografi) kullanacaktır. Eğer gerekiyorsa doktorunuz MR, biyopsi gibi başka inceleme yöntemlerine de başvuracaktır.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir