Suda Doğum

Suda Doğum 1990’lı (Odent’in ciddi katkılarıyla) yıllarda popüler olmaya başlamış bir doğum şeklidir, çok eskiden beri bu konuda yaklaşımların olduğu bilinse de.Amaç suyun hem  mental olarak rahatlatıcı hem de kaslar üzerine gevşetici etkisinden faydalanabilmektir. Bu şekilde kasılmalar sırasında hissedilen ağrının daha az hissedildiği düşünülmektedir.

Genellikle doğum süresince bu etkilerden faydalanılır ancak bebek doğumu esnasında havuzdan dışarı çıkılır. Doğumun suda gerçekleşmesi nispeten daha az kullanılan bir yöntemdir. Daha büyük havuzlarda kalmak daha fazla ve rahat hareket serbestliliği de sağlayabilir.

Bu konuda yeterli istatistik olmasa da İngiltere’de az riskli (risksiz doğum yoktur bu arada)yaklaşık 4.000 doğumluk bir çalışmayı örnek alırsak %92luk ev doğumu ve %6’lık suda doğum oranlarından bahsedebiliriz. Ancak yukarıda belirtildiği gibi bunların çok önemli kısmı (Rakam belirtilmemiş) son anda diğer pozisyonlar ile doğumu sonlanmış vakalardır.

Klasik doğumlar ile kıyaslandığında ciddi bir yan etki,risk veya yararlılıktan bahsedilmemekle birlikte suda doğumun daha konforlu ve rahat olduğu söylenebilir.

Suda doğum açısından rehber bilgileri aşağıdaki gibi sınıflayabiliriz;

-Az riskli (Risksiz hamilelik yoktur) normal seyreden hamilelikler için önerilir. Yine de eski sezaryenli olup suda doğum yapanlarda özel bir olumsuz durumdan bahsedilmemektedir.

-Su sıcaklığı 37 derecede sabit olmalıdır. Bunun altında veya üstünde tansiyon  düşüklüğü ve rahimin az kanlanma riskleri olabilir.

-Uzun süre suda kalmak ciddi gevşemeye ve bu da tansiyonun düşmesine sebep olabilir. Ayrıca terleme de olabileceğini göz önünde bulundurur isek sürekli sıvı takviyesi önemlidir.

-Suyun temizlenmesi bakteriyel ve viral infeksiyonların önlenmesi açısından teorik olarak önemlidir.Her ne kadar bu konudaki çalışmalarda diğer doğumlar açısından istatiki olarak fark saptanmasa da özellikle psödomonas açısından dikkatli olmakta fayda vardır. Herpes gibi viral infeksiyonların su ile bulaşma riskinin sadece teorik olarak olabileceği düşünülebilir.

-5cm’lik dilatasyon öncesi sık duş alma önerilse de su havuzu doğum sürecini uzatması bu nedenle de suni sancı ve epidural gereksinimini arttırması nedeniyle pek önerilmemektedir.

-Eşit sıcaklık ve su solunum refleksini engellemektedir. Sudan çıkma anındaki soğuk ise nefes alma refleksini tetiklemektedir. Sıvının bebeğin akciğerlerine kaçması çok nadir bir olasılıktır. Normal doğumda ilk nefes bebeğin göğsü çıktıktan sonra olur. Su altındaki doğumda ise sudan baş çıkmadan hemen önce veya çıkar çıkmaz. Olası su aspirasyon riski nedeniyle havuz suyunun  izotonik olacak şekilde tuz ile  karıştırılması da düşünülmüştür.

-Çok nadir de olsa kordon kopma riski nedeniyle (sebebi tam belli değil ama hızlı doğum olası bir sebep olarak düşünülmüştür)derin havuzlar önerilmemekte ve bebek doğumdan sonra nazikçe yönlendirilmektedir.

-Bebek doğduktan sonraki 3. Aşamada annenin suda kalması önerilmemektedir. Bunun en önemli 3 sebebi  vardır. Birincisi sıcaklığa bağlı artmış vazodilatasyon ve buna bağlı placenta çıktıktan sonra oluşabilecek fazla kanamadır ki suda kanama miktarını algılamak zordur. İkincisi uterus kontraksiyonu yine azalabileceğinden placenta parça kalma ihtimali fazladır. En sonuncusu da elde yeterli kanıt olmasa da teorik olarak olabilecek sıvı embolisi riskidir.

-Acil durumlarda anneyi havuzdan çıkarma zor olabilir. Bu durumları anneye önceden izah etmek ve iyi bir iletişim gereklidir. Havuzdan çıkarken kaymamasına dikkat edilmelidir.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir