Uçuk Virüsü/Herpes Simpleks

Genital Herpes

– Herpes simpleks virüsüyle oluşan genital enfeksiyonların sayısı giderek artmaktadır. Genital bölgede olan herpes en sık rastlanan cinsel yolla buluşan hastalıklar arasında dördüncü sıradadır.

-İlişkilerin bozulmasına, psikoseksüel sorunlara ve depresyona yol açabilir..

-Tedavisizdir, yineleyicidir, nadir de olsa gebelerden anne karnındaki bebeklerine geçebilir ve bebekte ciddi sorunlar yaratabilir.

– Herpes simpleksi virüsü, çift sarmallı bir DNA virüsüdür.

– Bulaşma…..Virüs, cinsel ilişkiyle ya da başka fiziksel temaslarla bulaşır. Tip 1 dudak lezyonu bulunan kişiyle orogenital ilişki, genital herpesle sonuçlanabilir.

-Hastalığın seyri…..Hastalık semptomsuz yani şikayetsiz olabileceği gibi, ağır sistematik ya da ağır cilt hastalığı şeklinde de seyredebilir.

– Genital herpesin ilk atağı ( birincil herpes ), yedi günden kısa süren kuluçka döneminin ardından birden çok, ağrılı ülserle ortaya çıkar. Yani bulaşmadan yaklaşık 1 hafta sonra şikayetler başlar. Bu süre daha kısa veya daha uzun olabilir. Hastaların çektikleri ağrı, lezyonların bölgesine ve sayısına göre değişir.

-Genital organlardaki ya da komşu bölgelerdeki ( kalça, uyluk, anüs ) bütün deri lezyonları aynı evrimi gösterirler. Kızarıklıkdan (eritem) sonra ufak sivilce (vezikül) oluşur. Sivilcelerin patlaması ile daha sonra ufak yara (ülser) gelişir,en son kabuklanma görülür. Ayrı ayrı lezyonlar birleşerek yüzeysel ülser alanları oluşturabilirler. Bu yerel lezyonlar ve bulaşıcılık (viral yayılma) yaklaşık 12 gün devam eder. İyileşme süreci ise yaklaşık yedi gün diye hesap edilirse tüm hastalığın üç hafta kadar sürdüğü söylenebilir.

-Kadınlardaki birincil atakların çoğunda dış dudaklar (vulva) ve rahim ağzı (serviks) birlikte tutulur ( Vakaların % 80 – % 90’ı ). Bazen tek bir bölge de tutulabilir. Dış dudaklarda (vulva) lezyon olmadan rahim ağzı (serviks) tutulumu, ya da tersi olabilir.

– Tedavi…..Genital herpesin henüz tatmin edici bir tedavisi bulunmamıştır ve şifa olanaksızdır. Konservatif rahatlatıcı yaklaşım tedavinin temelini oluşturmalıdır. Musluk suyu sıcaklığındaki yarım litre suya bir tatlı kaşığı tuz eklenerek elde edilen ılık tuzlu suyla lezyonların yıkanması ağrıyı hafifletebilir. Lezyonlar çok ağırsa hasta, içine üç tatlı kaşığı tuz eklenmiş ılık suya oturtulmalıdır. Hastalar, su içinde otururken lezyonlar üzerine su atmanın rahatlatıcı ve idrar yapmayı kolaylaştırıcı olduğunu söylemektedirler. Ağrı basit ağrı kesicilere yanıt verebildiği gibi, bazı hastalar buz torbalarıyla rahatlamaktadırlar. Zaman zaman ortaya çıkan ikincil enfeksiyonlar antibiotiklerle tedavi edilmelidirler . Genellikle ilk atak sırasında hastalar son derece rahatsız olduklarından, yatırılarak tedavi edilmeleri gerekebilir. Hastaneye yatırma endikasyonları, kontrol altına alınamayan ağrı, idrar yapamama (retansiyonu) ve olası menenjittir.

– Son yıllarda, antiviral olduğu ve hastalığın gidişini değiştirdiği ileri sürülen birçok ilaç piyasaya çıkmıştır. Bunlardan en iyi bilineni, pahalı bir ilaç olan ve labiyal herpeste yararlı olduğu halde genital herpeste fazla bir yarar sağlamayan idoksüridindir. Daha yakın geçmişte, özgül bir viral enzimi etkileyerek viral çoğalmanın önüne geçen bir antiviral olan asiklovir piyasaya çıkmıştır. Bu ilacın kullanımıyla ilgili çalışmalar, viral yayılımın, iyileşme ve semptomların süresinin kısaldığını ama daha sonraki yinelemelerin çok da etkilenmediğini göstermiştir. Günümüzde ağızdan kullanılan asiklovir birincil ataklarda yararlıdır. Özellikle ağır lezyonları olan hastalarda beş gün süreyle günde beş kez 200 mg ağızdan verilebilir. Lezyonların ortaya çıkışının üzerinden altı günden uzun bir süre geçtiyse asiklovir kullanımı da pek yarar sağlamaz.

-Tekrarlayan Herpes……Hastalığın sık yinelenmesi, pahalı bir yöntem olan sürekli koruyucu tedaviyle (profilaksi) önlenebilir. Hastanın yılda altıdan fazla atak geçirmesi durumunda koruyucu tedavi (profilaksi) önerilir. Profilaktik tedavi, günde dört kez 200 mg ya da iki kez 400 mg ile başlatılmalıdır. Yineleme yoksa dozlar sekiz hafta sonra önce yinelenmelerin sıklığı belirlenmelidir. Henüz etkili bir aşı geliştirilememiştir.

– Genital herpes, yineleyici olduğundan ve cinsel ilişkiyi etkilediğinden, duygusal açıdan yıpratıcı bir hastalıktır. Çoğu hasta öneri ve duygusal destek gereksinimindedir. Hastalık tedavi edilemez olduğundan hekim en azından bu desteği sağlayabilmelidir. Hastalar lezyonları ortaya çıktığında bulaştırıcı oldukları konusunda uyarılmalıdırlar. Bu nedenle lezyonları fark ettiklerinde ya da lezyonlar henüz oluşmadan ön belirtiler (prodromal belirtiler; hafif yanma hissi, hafif kızarıklık) varsa cinsel ilişkiden uzak durmalıdırlar. Özellikle kadınlarda lezyonlar geniş bir alana yayıldıklarından prezervatif (kondom) enfekte bölgelerle teması engellemez ve atak sırasında enfeksiyondan korunmak için kullanılamaz. Şikayetsiz (semptomsuz) enfeksiyon ve viral yayılma söz konusu olduğundan belirgin atak dönemlerinin dışında prezervatiflerin sürekli kullanımı hastalarla konuşulmalıdır. Aynı şekilde hastalara cinsel ilişki dışındaki yakın ilişkilerin ve vücut temasının engellenmesinin gereksiz olduğu söylenmelidir. Hastalar kendileri gibi bu hastalığı çekenlerle görüşmeyi yararlı bulabilirler. ( Bu amaçla İngiltere’de SPHERE adında bir kurum vardır. )

-Özel diyetler,yaşam biçiminin değiştirilmesi oldukça yarar sağlamaktadır. ( Yazının sonunda bu konuda ayrıntılı bir bölüm bulabilirsiniz)

– Herpes simpleks virüs tip 2 ile serviks kanserleri arasındaki ilişki yaklaşık yirmi yıldır tartışılmaktadır ve bu ilişki henüz tam olarak gösterilmemiş ve kanıtlanamamıştır. Kuşku olduğu sürece önlem önerilmektedir. Genital herpes geçiren hastalar, hastalığın başlangıcında ve daha sonra her yıl sitoloji yaptırmalıdırlar. Bu yaklaşımda hastanın kanser korkusuyla nörotik hale gelme olasılığı göz önüne alınmalıdır. Bu tip bir tepkinin gelişmesi, güncel bilgilerin aktarılmasıyla ve yıllık sitolojiyle yakalanacak herhangi bir değişimin, tedavi olasılığı yüksek olan erken bir evrede bulunacağı anlatılarak önlenebilir.

– Genital herpesle ilgili diğer önemli sorunlar da anne karnında veya emziren bebeklere bulaşabilmesidir.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir